İlk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenemediği bir kavgada, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021 tarihli kararında sanık lehine 'azami' oranda haksız tahrik indirimi uygulanmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 06.12.2023 tarihli bir kararında ise benzer bir durumda 'azami' oranda indirim yapılması 'eksik ceza tayini' olarak eleştirilmiştir. Bu iki karar arasındaki çelişkinin sebebi ne olabilir? Hakimin takdir yetkisinin bu çelişkideki rolünü analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139195

Bu iki karar arasındaki görünürdeki çelişkinin sebebi, haksız tahrik indirim oranının (TCK m.29) belirlenmesinde hakime tanınan geniş takdir yetkisi ve her somut olayın kendi özel koşullarının farklı olmasıdır. İlk haksız hareketin kimden geldiğinin belirsiz olması, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği haksız tahrikin varlığını kabul ettirir, ancak indirim oranını otomatik olarak belirlemez. İndirim oranı, 'haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin' derecesine göre belirlenir. YCGK'nin 2021 tarihli kararında, muhtemelen olayın özel koşulları (örneğin, karşı tarafın eylemlerinin çok ağır olma ihtimali) göz önüne alınarak azami indirim makul görülmüştür. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin kararında ise, muhtemelen karşılıklı eylemlerin ağırlığı dengeli bulunduğu için, belirsizlik durumunda azami indirimin otomatik olarak uygulanmasının 'eksik ceza tayini'ne yol açacağı ve tahrikin derecesiyle orantısız olacağı düşünülmüştür. Yani çelişki, ilkesel bir değişiklikten çok, somut olayların farklı değerlendirilmesinden ve hakimin TCK m.29'daki takdir yetkisini (1/4 ile 3/4 arasında) kullanmasından kaynaklanmaktadır. Yargıtay, bu takdirin makul ve gerekçeli olmasını denetlemektedir (Kaynak: ilk-haksiz-hareketin-kimden-geldiginin-belirlenemedigi-durumda-haksiz-tahrik.html).