Bir trafik kazasında, frenlerinin bozuk olduğunu bilerek trafiğe çıkan bir otobüs şoförünün ölümlü bir kazaya karışması durumunda, manevi unsur 'doğrudan kast', 'olası kast' ve 'bilinçli taksir' arasında nasıl ayırt edilmelidir?
Bu ayrım, failin neticeye karşı olan zihinsel tutumuna göre yapılır: 1) Doğrudan Kast (TCK m.21/1): Eğer şoför, frenleri bozuk otobüsle belirli bir hedefe (örneğin, husumetli olduğu bir kişinin dükkanına) çarparak durmayı planlamışsa ve ölüm veya yaralanma neticesini de kesin veya yüksek bir olasılıkla öngörüp istemişse, doğrudan kastla öldürme/yaralama söz konusu olur. Neticenin gerçekleşmesi muhakkak veya faile göre kuvvetle muhtemeldir. 2) Olası Kast (TCK m.21/2): Şoför, belirli bir hedefi olmasa da, frenleri bozuk otobüsle trafiğe çıkmanın ölümcül bir kazaya yol açabileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun, başkaları ölürse ölsün, umrumda değil' diyerek bu neticeye kayıtsız kalmış ve eylemine devam etmişse olası kast vardır. Burada neticeyi doğrudan isteme yoktur, fakat gerçekleşmesini kabullenme vardır. Metindeki örnekte, durağa çarpıp durmayı tercih etmesi bu duruma örnektir. 3) Bilinçli Taksir (TCK m.22/3): Şoför, frenlerin bozuk olduğunu bilmekle birlikte, 'bir şekilde idare ederim, yavaş giderim, el freniyle dururum, kaza yapmam' gibi kendi yeteneğine, şansına veya başka bir olguya dayanarak kazanın (ve ölüm neticesinin) gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareket etmişse bilinçli taksir vardır. Burada neticeyi kabullenme değil, neticenin gerçekleşmeyeceğine dair (haksız da olsa) bir güven söz konusudur. (Kaynak: guncel-olaylar-uzerinden-bir-baska-olasi-kast-bilincli-taksir-tartısması.html).