TBK m.350'ye göre ev sahibi, 'kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler' için konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açabilir. Bu ihtiyacın 'gerçek, samimi ve zorunlu' olması kriteri Yargıtay tarafından nasıl yorumlanmaktadır? Ev sahibinin dava açtıktan sonra kiralananı satışa çıkarması, bu kriter açısından ne anlama gelir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139153

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ihtiyaç iddiasının 'gerçek, samimi ve zorunlu' olması, geçici ve keyfi bir ihtiyaca değil, süreklilik arz eden ve hayatın olağan akışına uygun, somut bir gereksinime dayanması anlamına gelir. Mahkeme bu kriteri değerlendirirken, davacının yaşam koşulları, sosyal durumu, sağlık durumu, başka konutunun olup olmadığı gibi birçok faktörü inceler. Ev sahibinin, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açtıktan sonra veya dava devam ederken kiralananı satışa çıkarması, Yargıtay tarafından ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olmadığının en önemli göstergelerinden biri olarak kabul edilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 2012/3845 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, konuta gerçekten ihtiyacı olan bir kimsenin o konutu satılığa çıkarması hayatın olağan akışına aykırıdır ve bu durum, ihtiyacın samimiyetini ortadan kaldırır. Bu durumda mahkemenin tahliye talebini reddetmesi gerekir (Kaynak: ev-sahibi-kendim-oturacagim-diye-kiraciyi-cikarabilir-mi.html).