TCK m.160'da düzenlenen suçun bir diğer şekli 'hata sonucu ele geçmiş eşya' üzerinde tasarruftur. Banka görevlisinin yanlışlıkla bir kişinin hesabına para aktarması ve hesap sahibinin bu parayı çekmesi durumunda, eylemin hukuki niteliği ne olur? Bu eylem neden dolandırıcılık değil de TCK m.160 kapsamında değerlendirilir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139132

Bu eylem, TCK m.160 kapsamında 'hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' suçunu oluşturur. Dolandırıcılık suçunun (TCK m.157) oluşabilmesi için failin, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlaması gerekir. Banka görevlisinin hatasıyla hesaba para geçmesi olayında, hesap sahibi failin paranın hesaba geçmesi için herhangi bir hileli davranışı, aldatma kastı veya çabası yoktur. Eşya (para), failin aldatıcı bir eylemi olmaksızın, tamamen karşı tarafın (bankanın) hatası sonucu onun zilyetliğine geçmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2009/12167 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanığın bilişim veya hileli hareketlerinin aldatıcı özelliğinin bulunmadığı, paranın banka görevlilerinin hatası sonucu hesaba geçtiği ve sanığın bu parayı çekmesi eyleminin TCK m.160'daki 'hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Temel fark, zilyetliğin geçişinde failin aktif bir hileli davranışının olup olmamasındadır (Kaynak: kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html).