TCK m.160 kapsamında bir malın 'kaybolmuş eşya' sayılabilmesi için malikin hem eşyanın yerini bilmemesi (sübjektif şart) hem de eşyanın egemenlik alanından çıkması (objektif şart) gerekmektedir. Peki, sahibi tarafından 'terk edilmiş' bir eşya ile 'kaybolmuş' bir eşya arasındaki hukuki fark nedir ve bu fark TCK m.160'ın uygulanmasını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139131

Terk edilmiş eşya ile kaybolmuş eşya arasındaki temel fark, malikin mülkiyet hakkından vazgeçme niyetidir. 'Terk edilmiş eşya', malikin mülkiyet hakkından feragat etme niyetiyle zilyetliğine son verdiği eşyadır (örneğin, çöpe atılan bir masa). Bu tür eşyalar sahipsiz hale gelir ve bulan kişi tarafından sahiplenilmesi suç oluşturmaz. Buna karşılık, 'kaybolmuş eşya'da malik mülkiyet hakkından vazgeçmemiştir; sadece iradesi dışında zilyetliğini kaybetmiş ve yerini bilemez duruma gelmiştir. TCK m.160'ın konusu, mülkiyet hakkı devam eden ancak zilyetliği kaybedilmiş olan bu 'kaybolmuş' eşyalardır. Dolayısıyla, bir eşyanın TCK m.160 kapsamında suç teşkil edip etmediğini belirlerken, bulan kişinin, eşyanın terk edilmiş mi yoksa kaybolmuş mu olduğu yönündeki inancı ve somut olayın özellikleri (örneğin, değerli bir telefonun sokakta bulunması, onun terk edildiği düşüncesini zayıflatır) önem kazanır. Terk edilmiş (sahipsiz) eşya üzerinde tasarruf suç oluşturmazken, kaybolmuş eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunmak TCK m.160'daki suçu oluşturur (Kaynak: kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html).