TCK m.160'da düzenlenen 'Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf' suçu ile hırsızlık suçu arasındaki temel ayrım nedir? Bir restoranda cep telefonunu unutan mağdurun, durumu fark edip hemen geri döndüğü bir senaryoda, bu sırada telefonu alan failin eylemi neden hırsızlık suçu olarak nitelendirilir? 'Tasarruf alanı' kavramını bu ayrım bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139130

Bu iki suç arasındaki temel ayrım, malın, sahibinin 'tasarruf alanından' çıkıp çıkmadığıdır. 'Kaybolmuş veya Hata Sonucu Ele Geçmiş Eşya Üzerinde Tasarruf' (TCK m.160) suçunun oluşabilmesi için, mal sahibinin malın nerede olduğunu bilememesi ve malın üzerindeki fiili hakimiyetini (zilyetliğini) tamamen kaybetmiş olması gerekir. Hırsızlık suçunda ise mal, hala malikin zilyetliği ve tasarruf alanı içindeyken alınır. Restoranda unutulan telefon örneğinde, mağdurun kısa bir süre sonra durumu fark edip geri dönmesi, telefonun hala onun 'tasarruf alanı' içinde olduğunu gösterir. 'Tasarruf alanı', kişinin eşya üzerindeki fiili hakimiyetini koruduğu, yerini bildiği veya sınırlanabilir bir şekilde bilebileceği mekansal ve zamansal alanı ifade eder. Restoran, kafe, otobüs gibi yerlerde kısa süreliğine unutulan eşya, henüz 'kaybolmuş' sayılmaz, 'unutulmuş' sayılır ve sahibinin tasarruf alanından çıkmamıştır. Bu nedenle, bu eşyayı alan failin eylemi, TCK m.160 kapsamına girmeyip, TCK m.141 vd. hükümlerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturur (Kaynak: kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html; Yargıtay 2. CD, 2015/13776 K.).