Silahların eşitliği ilkesi, ceza yargılamasında sadece delil toplama taleplerini mi kapsar, yoksa mahkemenin gerekçeli kararının içeriğini de etkiler mi? Anayasa Mahkemesi'nin Harun Evren kararında, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin hangi yönlerden bu ilkeyi zedelediği ima edilmektedir?
Silahların eşitliği ilkesi sadece delil toplama aşamasını değil, yargılamanın bütününü ve bu kapsamda gerekçeli kararın içeriğini de etkiler. Gerekçeli karar, tarafların sunduğu delil ve argümanların nasıl değerlendirildiğini, hangilerinin neden kabul edilip hangilerinin neden reddedildiğini gösteren bir ayna görevi görmelidir. Anayasa Mahkemesi'nin Harun Evren kararında, ilk derece mahkemesinin, başvurucunun mahkumiyetine esas aldığı ByLock ve Bank Asya delillerini yeterince derinlemesine incelemediği, başvurucunun bu delillere karşı ileri sürdüğü savunmaları ve delil toplama taleplerini ise ya gerekçesiz reddettiği ya da hiç dikkate almadığı görülmektedir. Gerekçeli kararda, başvurucunun 'Bank Asya'da hesabının bulunmasının' tek başına delil sayılması ve hesap hareketlerinin incelenmemesi, yine ByLock savunmalarına ilişkin hiçbir araştırma yapılmadan standart bir gerekçeyle mahkumiyet kurulması, mahkemenin savunma tarafının argümanlarını ciddiye almadığı ve iddia makamının sunduğu delilleri sorgusuzca kabul ettiği izlenimini yaratmaktadır. Bu durum, kararın oluşum sürecinde taraflar arasında bir denge kurulmadığını ve silahların eşitliği ilkesinin zedelendiğini gösterir (Kaynak: silahlarin-esitligi-ve-celismeli-yargilama.html).