İcra ve İflas Kanunu'nun 134. maddesinde ihalenin feshini isteyebilecek kişiler sınırlı olarak sayılmıştır. Henüz tapuya tescil edilmemiş ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile taşınmazın mülkiyetini kazanan (TMK m.705) bir kişi, bu taşınmazın cebri icra yoluyla satılması halinde, 'tapu sicilindeki ilgili' sıfatıyla ihalenin feshini isteyebilir mi? Bu kişinin mülkiyet hakkını korumak için başvurabileceği başka bir yol var mıdır?
Hayır, isteyemez. İİK m.134/2'de sayılan 'tapu sicilindeki ilgililer' kavramı, tapu sicil kaydında hakkı (mülkiyet, ipotek, haciz vb.) görünen kişileri kapsar. Mahkeme kararıyla mülkiyeti kazanmış olsa bile, bu durum tapuya tescil edilmediği sürece, kişi sicilde malik olarak görünmez. Bu nedenle, Yargıtay'ın dar yorumuna göre, bu kişi 'tapu sicilindeki ilgili' sayılmaz ve ihalenin feshi davası açamaz. Ancak bu, hakkının tamamen korumasız olduğu anlamına gelmez. Bu kişi, maddi hukuktan kaynaklanan mülkiyet hakkına dayanarak, genel mahkemelerde, ihale alıcısına karşı TMK m.1025 uyarınca 'yolsuz tescilin düzeltilmesi' niteliğinde bir tapu iptali ve tescil davası açabilir. Yani usuli bir yol olan ihalenin feshi yerine, esasa ilişkin bir mülkiyet davası açması gerekir (Kaynak: ihalenin-feshi-davasi-nedenleri.html).