Kısa süreliğine bir dinlenme tesisinin lavabosunda cüzdanını unutan ve birkaç dakika sonra geri dönen kişinin cüzdanını alan failin eylemi, TCK m.160 (kaybolmuş eşya üzerinde tasarruf) mı, yoksa TCK m.142/1-b (bina veya eklentileri içinde hırsızlık) mi olur? Yargıtay'ın 'zilyetliğin devamı' karinesini bu tür mekanlar için nasıl yorumladığını açıklayınız.
Bu eylem, TCK m.142/1-b kapsamında nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/4878 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir eşyanın 'kaybolmuş' sayılabilmesi için malikin hem yerini bilmemesi hem de eşyanın egemenlik alanından tamamen çıkmış olması gerekir. Lavabo, restoran, otobüs gibi kapalı ve sınırlı mekanlarda kısa süreliğine unutulan eşyalar, sahibinin zilyetliğinden ve tasarruf alanından henüz çıkmamış kabul edilir. Mağdurun, cüzdanını unuttuğu yeri bilmesi ve kısa süre sonra geri dönmesi, zilyetliğin hukuken devam ettiğinin en önemli göstergesidir. Bu nedenle, bu eşyayı alan fail, kaybolmuş bir eşyayı sahiplenmekte değil, başkasının zilyetliğindeki bir malı bulunduğu yerden almaktadır. Eylem, bina eklentisi sayılan bir yerde (lavabo) işlendiği için de TCK m.142/1-b'deki nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur (Kaynak: kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html).