İlk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenemediği karşılıklı bir kavga olayında, sanık hakkında meşru savunma (TCK m.25) hükümlerinin uygulanması mümkün müdür? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021 tarihli kararında bu konuya yaklaşımı nasıl olmuştur ve bu yaklaşım 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesiyle çelişmekte midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139011

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.09.2021 tarihli, 2017/180 E. sayılı kararına göre, ilk haksız hareketin kimden geldiği şüpheli kaldığında meşru savunma hükümleri uygulanamaz. Genel Kurul, meşru savunmanın uygulanabilmesi için 'haksız bir saldırının' varlığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğini, ilk saldırının kimden geldiği belirsiz ise bu şartın gerçekleşmediğini kabul etmektedir. Bu yaklaşım, 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesiyle çeliştiği yönünde eleştirilmektedir. Metindeki eleştiriye göre, meşru savunmanın şartlarından biri olan 'haksız saldırı' konusunda şüphe varsa, bu şüphenin de sanık lehine yorumlanarak meşru savunmanın varlığının kabul edilmesi gerekirdi. Ancak YCGK, bu durumda meşru savunmayı değil, bir ceza indirim nedeni olan haksız tahriki (TCK m.29) uygulamakta ve şüpheyi bu şekilde sanık lehine yorumlamaktadır. Yani, bir hukuka uygunluk sebebinin uygulanmasını engelleyen şüphe, bir ceza indirim nedeninin uygulanmasına yol açmaktadır (Kaynak: ilk-haksiz-hareketin-kimden-geldiginin-belirlenemedigi-durumda-haksiz-tahrik.html).