Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki temel ayrım, failin neticeye karşı tutumunda yatmaktadır. Olası kastta fail neticeyi 'kabullenirken', bilinçli taksirde 'gerçekleşmeyeceğine güvenir'. Halk otobüsü şoförünün uykulu olduğu yolcular tarafından fark edilip uyarılmasına rağmen araç kullanmaya devam etmesi ve bir durağa çarparak ölümlere neden olması olayında, failin manevi unsuru nasıl tespit edilmelidir? Şoförün 'ben bu yolu her gün kullanıyorum, bir şey olmaz' şeklindeki kişisel tecrübesine güvenmesi, durumu bilinçli taksir lehine yorumlamak için yeterli midir?
Yeterli değildir, bu durum olası kasta daha yakındır. Metindeki analize göre, olası kast (TCK m.21/2) ile bilinçli taksir (TCK m.22/3) ayrımında kritik olan, failin neticenin gerçekleşmeyeceğine dair duyduğu güvenin niteliğidir. Bilinçli taksirde bu güven, şansa veya ihtimale değil, kişinin kendi becerisine veya somut bazı verilere dayanır. Ancak uykulu bir şoförün uyarılara rağmen araç kullanmaya devam etmesi, 'bir şey olmaz' düşüncesinin kişisel yeteneğe veya tecrübeye dayalı makul bir güven olmaktan çıktığını, soyut ve kabul edilemez bir hal aldığını gösterir. Bu durumda fail, öngördüğü ölüm veya yaralanma neticesine kayıtsız kalmakta, yani 'olursa olsun' demektedir. Yolcuların uyarısı, tehlikenin somutluğunu ve yakınlığını faile açıkça göstermesine rağmen failin eylemine devam etmesi, neticeyi kabullendiğine karine teşkil eder. Bu nedenle, şoförün sorumluluğunun bilinçli taksirden ziyade olası kastla öldürme ve yaralama suçları kapsamında değerlendirilmesi daha isabetli olacaktır (Kaynak: guncel-olaylar-uzerinden-bir-baska-olasi-kast-bilincli-taksir-tartısması.html).