TCK m. 234/1-2'de düzenlenen ve anne-baba veya kan hısımları tarafından işlenen çocuğun kaçırılması suçunda, 'zorunluluk hali' (TCK m. 25/2) bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay 8. CD'nin 2021/11967 K. sayılı kararındaki olay üzerinden bu durumu tartışınız.
Evet, kabul edilebilir. TCK m. 25/2'de düzenlenen zorunluluk (ızrar) hali, kişinin kendisinin veya başkasının bir hakkına yönelik, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunma olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak amacıyla fiil işlemesidir. Bu durumda kişiye ceza verilmez. Çocuğun kaçırılması suçu özelinde, velayet hakkı kendisinde olmayan bir ebeveynin, çocuğu diğer ebeveynin yanından alması eylemi, eğer çocuğun sağlığını, güvenliğini veya vücut bütünlüğünü korumaya yönelik, başka bir çarenin kalmadığı bir durumda gerçekleşmişse, zorunluluk hali kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki somut olayda da bu durum söz konusudur. Velayeti annede olan üç yaşındaki kızının hasta olduğunu öğrenen baba (sanık), çocuğu almış ve bu nedenle anlaşılan iki gün geç teslim etmiştir. Yargıtay, çocuğun hasta olduğuna dair uzman raporunu ve babanın bu durumu dikkate alarak, eylemde **'suçu işleme kastının bulunmadığı'** ve aynı zamanda bir **'zorunluluk halinin'** de mevcut olduğu sonucuna varmıştır. Yani, babanın eyleminin amacı, velayet hakkını ihlal etmek değil, hasta olan çocuğunun sağlığıyla ilgilenmek ve onu korumaktır. Çocuğun sağlık hakkına yönelik bu tehlike karşısında, velayet hakkını geçici olarak ihlal eden bu eylem, zorunluluk hali kapsamında hukuka uygun kabul edilmiş ve sanığın beraat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, eylemin dış görünüşünden ziyade, failin kastının ve eylemin ardındaki meşru amacın önemini vurgulamaktadır.