Disiplin suçlarından olan 'ticaret yapmak veya Devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak' (DMK m. 125/D-h), hangi temel ilkenin korunmasını amaçlamaktadır? Bir memurun, mesai saatleri dışında, kendi adına kayıtlı olmayan ancak fiilen ortağı olduğu bir işletmeden gelir elde etmesi bu kapsamda değerlendirilebilir mi?
Bu disiplin suçunun korunmasını amaçladığı temel ilke, **'devlet memurunun tüm zamanını ve enerjisini kamu hizmetine ayırması'** ve **'çıkar çatışmasından kaçınması'** ilkesidir. Devlet memurluğunun tam gün ve sürekli bir meslek olduğu kabul edilir. Memurun, asli görevi dışında ticari faaliyetlerle uğraşmasının, görevine olan dikkatini ve verimini düşüreceği, onu yoracağı ve zamanını alacağı varsayılır. Ayrıca, memurun ticari faaliyet yürütmesi, görevinin sağladığı nüfuzu veya bilgileri kendi ticari menfaati için kullanması gibi bir 'çıkar çatışması' riski doğurur. Bu yasak, hem kamu hizmetinin etkinliğini hem de memurun tarafsızlığını ve dürüstlüğünü korumayı hedefler. Bir memurun, mesai saatleri dışında, kendi adına kayıtlı olmayan ancak fiilen ortağı olduğu bir işletmeden gelir elde etmesi, bu yasağın kapsamına **girer.** Danıştay, bu yasağı yorumlarken şekli unsurlara değil, fiili duruma ve eylemin özüne bakar. Yasağın ihlali için, memurun bir tacir veya esnaf gibi kendi adına bir ticari işletmeyi işletmesi şart değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir 'kolektif şirket ortağı', 'komandit şirket komandite ortağı' veya 'limited şirket ortağı ve müdürü' olması da bu yasak kapsamındadır. Memurun, şirketin resmi kayıtlarında adı geçmese bile, kar-zarara katıldığı, işletmenin yönetiminde fiilen söz sahibi olduğu veya oradan düzenli bir gelir elde ettiği (gizli ortaklık) somut delillerle (tanık, banka kayıtları vb.) ispatlanırsa, bu durum 'yasaklanan kazanç getirici faaliyette bulunma' olarak kabul edilir ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirir.