5271 sayılı CMK'nın 109. maddesi uyarınca 'adli kontrol' altında geçen sürelerin, mahkum olunan cezadan mahsup edilip edilemeyeceğini, TCK m. 63 ile karşılaştırarak ve 2012 yılında yapılan yasal değişikliği de dikkate alarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138382

Kural olarak, adli kontrol altında geçen süreler, mahkum olunan cezadan **mahsup edilemez.** **Yasal Dayanak ve Gerekçe:** CMK m. 109/7'de bu durum, 'Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez' şeklinde açıkça düzenlenmiştir. TCK m. 63'teki mahsup kurumu ise, 'şahsi hürriyeti sınırlama sonucu doğuran bütün haller' için geçerlidir. Adli kontrol tedbirleri (yurt dışına çıkış yasağı, belirli yerlere gitme yükümlülüğü, imza atma zorunluluğu vb.), kişinin özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıran bir tutukluluk hali olarak değil, sadece belirli yönlerden 'kısıtlayan' bir tedbir olarak kabul edilir. Kanun koyucu, bu kısıtlamanın ağırlığını, cezaevinde kalmakla eşdeğer görmemiş ve bu nedenle mahsuba konu etmemiştir. **2012 Yılı Değişikliği ve İstisna:** Metinde de belirtildiği gibi, CMK m. 109/7'ye 6352 sayılı Kanun ile bir istisna eklenmiştir. Bu istisnaya göre, adli kontrol tedbirlerinden olan 'uyuşturucu, uyarıcı veya uçucu maddeler ile alkol bağımlılığından arınmak amacıyla, **hastaneye yatmak dahil, tedavi veya muayene tedbirlerine tabi olma**' durumu, bu genel mahsup yasağının dışındadır. Yani, bir şüpheli, adli kontrol kapsamında bir hastaneye yatırılarak tedavi görmüşse, bu hastanede geçirdiği süreler, TCK m. 63 uyarınca mahkum olduğu cezadan mahsup edilecektir. Çünkü bu durumda kişinin özgürlüğü, cezaevinde kalmaya benzer şekilde, hastane ortamında fiilen ve tamamen kısıtlanmaktadır. Bu istisna dışında, diğer adli kontrol tedbirleri için mahsup yasağı devam etmektedir.