Yargıtay ve Danıştay üyeliği süresinin 12 yılla sınırlandırılmasına ilişkin kanuni düzenlemenin Anayasa m.154 ve m.155 açısından bir aykırılık teşkil edip etmediğini tartışınız. Anayasa'nın bu maddelerinin üyelik süresi konusunda sessiz kalmasının hukuki sonucu nedir?
Hukuk tekniği açısından, Yargıtay ve Danıştay üyeliği süresinin 12 yılla sınırlandırılması, Anayasa'nın 154. (Yargıtay) ve 155. (Danıştay) maddelerine **doğrudan bir aykırılık teşkil etmez.** Bunun nedeni, bu Anayasa maddelerinin, Yargıtay ve Danıştay'ın görevlerini, başkan ve üye seçim usullerinin ana çerçevesini düzenlerken, üyelerin **'görev süreleri'** hakkında herhangi bir hükme yer vermemiş olmasıdır. Anayasa, bu konuyu düzenlemeyi kanun koyucuya bırakmıştır. Anayasa'nın bu konuda sessiz kalmasının hukuki sonucu şudur: Anayasa'da açıkça düzenlenmemiş bir konuda kanunla düzenleme yapılması, anayasaya aykırılık oluşturmaz. Kanun koyucu, anayasal sınırlar (özellikle yargı bağımsızlığı, hakim teminatı, hukuk devleti ilkeleri) içinde kalmak kaydıyla, bu alanı düzenleme yetkisine sahiptir. Nitekim 2016 yılında 6723 sayılı Kanun ile Yargıtay ve Danıştay Kanunlarında yapılan değişiklikle bu yetki kullanılmış ve 12 yıllık süre sınırı getirilmiştir. Dolayısıyla, bu düzenlemeye karşı yapılacak bir anayasallık denetiminde, Anayasa'nın 154. veya 155. maddelerinin lafzına doğrudan bir aykırılık iddiasında bulunulamaz. Ancak, metinde de tartışıldığı gibi, bu düzenlemenin Anayasa'nın temel ilkelerinden olan **'yargı bağımsızlığı'**, **'hakim teminatı'** (Anayasa m. 138, 139) ve **'hukuk devleti'** (Anayasa m. 2) ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülebilir. Tartışma, maddelerin lafzından ziyade, Anayasa'nın ruhu ve temel ilkeleri üzerinden yürütülmelidir.