Geçit hakkı davasında, davanın niteliği gereği yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması kuralının hukuki gerekçesi nedir? Bu durumun, genel yargılama hukuku prensiplerinden (HMK m. 326 - haklı çıkan taraf lehine hükmedilmesi) bir istisna teşkil edip etmediğini tartışınız.
Geçit hakkı davasında, davanın kabulü halinde dahi yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılması, Yargıtay'ın yerleşik bir uygulamasıdır (Yargıtay 14. HD, 2020/1627 E., 2020/4682 K.). Bu durumun hukuki gerekçesi, davanın kendine özgü niteliğidir. Geçit hakkı davasında davalı olan komşu parsel maliki, davacının dava açmasına sebep olan haksız bir fiilin faili veya bir borcunu yerine getirmeyen taraf değildir. Davalı, sadece kanunun kendisine yüklediği, taşınmaz mülkiyetinin sosyal ödev ve kısıtlamaları çerçevesinde, komşusunun zorunlu ihtiyacını karşılama 'yükümlülüğü' altında olan kişidir. Dava, davalının bir kusurundan değil, davacının taşınmazının durumundan kaynaklanan bir 'ihtiyaçtan' doğmaktadır. Davacı, kendi menfaati için komşusunun mülkiyet hakkına bir kısıtlama getirilmesini talep etmektedir. Bu nedenle, bu davayı kazanarak kendi ihtiyacını gideren davacının, bu süreçte katlanılan masrafları da üstlenmesi hakkaniyete daha uygun görülmektedir. Davalı, davaya sebebiyet vermediği için yargılama giderleriyle sorumlu tutulmamalıdır. Bu durum, HMK m. 326'da düzenlenen 'yargılama giderlerinin kural olarak davada haksız çıkan tarafa yükletileceği' genel prensibine getirilmiş, davanın niteliğinden kaynaklanan **yargısal bir istisnadır.** HMK m. 326, mutlak bir kural olmayıp, kanundaki istisnalar ve hakkaniyet gereği farklı uygulamalara olanak tanır. Geçit hakkı davası da, davalının 'haksız' konumda olmaması nedeniyle, bu istisnai uygulamalardan biridir.