Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilebilmek için 'birinci sınıf olup... seçilme hakkı olup da seçilemeyen' hakim ve savcıların, üyelikte sürenin sınırlı olmasını savunmalarının ardındaki temel argümanlar nelerdir? Bu argümanların 'liyakat' ve 'objektif kriter' sorunlarıyla ilişkisini kurunuz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138369

Metinde, birinci sınıf olup yüksek yargı üyeliğine seçilemeyen hakim ve savcıların, 12 yıllık süre sınırını savunmalarının ardındaki temel argümanlar şöyle özetlenebilir: 1. **Fırsat Eşitliği ve Kariyer Planlaması:** Yüksek mahkeme üyeliklerinin belirli bir süreyle sınırlı olması, kadroların periyodik olarak boşalacağı ve yükselmeyi bekleyen diğer liyakatli hakim ve savcıların önünün açılacağı anlamına gelir. Üyeliğin emekliliğe kadar devam etmesi, bu kadroların çok uzun yıllar boyunca dolu kalmasına ve alttan gelenler için bir 'kariyer tıkanıklığına' yol açar. Süre sınırı, daha fazla sayıda yetkin ismin yüksek yargı tecrübesi yaşamasını sağlar. 2. **Mevcut Seçim Sistemine Yönelik Eleştiri:** Bu argüman, mevcut durumda yüksek mahkeme üyeliklerine seçilmede objektif ve liyakate dayalı bir standart olmadığı eleştirisine dayanır. Eğer seçimler, mesleki başarıdan çok sübjektif veya siyasi kriterlere göre yapılıyorsa, bu şekilde seçilen üyelerin ömür boyu veya emekliliğe kadar görevde kalması, liyakatli olup da seçilemeyenler için büyük bir haksızlık olarak görülür. 12 yıllık süre, bu 'hatalı' veya 'sübjektif' seçimlerin etkisini zamanla sınırlayan bir mekanizma olarak savunulur. 3. **Liyakat ve Objektif Kriter Sorunuyla İlişkisi:** Bu iki konu birbiriyle doğrudan ilişkilidir. Eğer yüksek mahkemelere seçilmede, metinde de önerildiği gibi, mesleki başarı, uzmanlık, kıdem gibi somut ve objektif kriterlere dayalı, şeffaf bir 'liyakat sistemi' kurulursa, 'kariyer tıkanıklığı' argümanı zayıflar. Çünkü liyakatle seçilen bir üyenin, tecrübesinden en üst düzeyde yararlanmak için emekliliğe kadar görevde kalması, sistemin kalitesi açısından daha faydalı görülür. Ancak, liyakat sisteminin işlemediği ve seçilmenin keyfi olduğu algısı güçlendikçe, en azından bu keyfiyetin sonuçlarını sınırlamak için '12 yıllık süre' bir 'ehven-i şer' (kötünün iyisi) olarak savunulmaktadır.