CMK m. 226/2'de düzenlenen 'Cezanın artırılmasını veya cezaya ek olarak güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını gerektirecek haller, ilk defa duruşma sırasında ortaya çıktığında aynı hüküm uygulanır' ifadesi, sanığın savunma hakkı açısından ne anlama gelmektedir? Bir örnekle açıklayınız.
Bu hüküm, CMK m. 226'da düzenlenen ek savunma hakkının kapsamını, sadece suçun hukuki niteliğinin değişmesi haliyle sınırlı tutmayıp, sanığın aleyhine sonuç doğurabilecek diğer tüm yeni durumları da kapsayacak şekilde genişletmektedir. Sanığın savunma hakkı açısından anlamı şudur: Sanık, sadece hangi suçtan yargılandığını değil, aynı zamanda o suç nedeniyle ne kadar ceza alabileceğini ve hangi ek yaptırımlarla (güvenlik tedbirleri) karşılaşabileceğini de öngörerek savunmasını yapmalıdır. Eğer yargılama sırasında, iddianamede belirtilmeyen ve cezayı ağırlaştıran veya ek bir güvenlik tedbiri gerektiren yeni bir durum ortaya çıkarsa, mahkeme sanığa bu yeni durum hakkında da ek savunma hakkı vermek zorundadır. **Örnek:** Sanık hakkında TCK m. 86/1 uyarınca kasten yaralama suçundan dava açılmıştır. Yargılama sırasında alınan adli tıp raporunda, yaralamanın mağdurun 'yaşamını tehlikeye sokan bir duruma' (TCK m. 87/1-d) neden olduğu, yani fiilin neticesi sebebiyle ağırlaşmış bir hal aldığı tespit edilmiştir. Bu durum, temel cezanın bir kat artırılmasını gerektiren ve iddianamede öngörülmeyen yeni bir haldir. Mahkeme, bu rapora dayanarak cezayı artırmadan önce, CMK m. 226/2 uyarınca sanığa veya müdafiine, 'eyleminizin TCK m. 87/1-d kapsamında kaldığı anlaşılmıştır, bu konudaki savunmanız nedir?' şeklinde ek savunma hakkı tanımalıdır. Bu hak tanınmadan cezanın artırılması, savunma hakkının kısıtlanması ve mutlak bozma nedenidir.