Anayasa'nın 90. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 'kanun hükmünde' sayılan uluslararası sözleşmelerin, iç hukuktaki bir kanun ile çelişmesi durumunda hangi normun üstünlüğü kabul edilir? Bu kuralın, 'temel hak ve özgürlüklere ilişkin' sözleşmeler açısından taşıdığı özel anlamı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138361

Anayasa m. 90'ın son fıkrası, kanunlar ihtilafı konusunda önemli bir kural getirmiştir. Fıkraya göre, 'Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş **temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.**' Bu hükme göre, normlar hiyerarşisinde şu durum ortaya çıkar: - Genel olarak, uluslararası andlaşmalar ile kanunlar aynı düzeydedir. - Ancak, uyuşmazlığın konusunun **'temel hak ve özgürlükler'** olması durumunda, bu kural değişir. Eğer temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir uluslararası sözleşme (örneğin AİHS, BM Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi) ile iç hukuktaki bir kanun hükmü çelişiyorsa, **uluslararası sözleşme hükmü üstün kabul edilir ve mahkeme tarafından doğrudan uygulanır.** Bu kuralın özel anlamı, temel hak ve özgürlüklerin korunması standardını yükseltmektir. Anayasa, hak ve özgürlükler alanında, daha güvenceli ve daha geniş koruma sağlayan uluslararası standardın iç hukuka üstünlüğünü kabul etmiştir. Bu, bir nevi 'lehe olan normun uygulanması' prensibidir. Bu sayede, Türkiye'nin taraf olduğu ve temel hakları düzenleyen sözleşmeler, iç hukukun bir parçası olmakla kalmaz, aynı zamanda kanunların üzerinde bir referans kaynağı haline gelir. Yargıçlar, bir hak ve özgürlükle ilgili uyuşmazlığı çözerken, kanun hükmü ile AİHS hükmü arasında bir çelişki gördüklerinde, AİHS hükmünü esas alarak karar vermekle yükümlüdürler. Bu, insan hakları hukukunun iç hukuktaki etkinliğini artıran çok önemli bir anayasal güvencedir.