Evlilik dışı doğan ve annesi de reşit olmayan (18 yaşından küçük) bir çocuğun velayeti ve yasal temsili konusunda nasıl bir hukuki süreç işler? Bu durumda aile mahkemesi ile sulh hukuk mahkemesinin görev ayrımı nasıldır? (Y 20. HD 2016/4718 E., 2016/8953 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138356

Bu durum, velayet ve vesayet hukukunun kesiştiği özel bir durumu ifade eder ve Yargıtay'ın ilgili kararında da çözümlenen bir görev uyuşmazlığına konu olmuştur. İzlenmesi gereken hukuki süreç şöyledir: 1. **Annenin Durumu:** TMK m. 337'ye göre, evlilik dışı doğan çocuğun velayeti kural olarak anaya aittir. Ancak aynı maddede 'ana küçük... ise' velayet hakkını kullanamayacağı belirtilmiştir. Reşit olmayan (18 yaşından küçük) anne, tam fiil ehliyetine sahip olmadığı için velayet hakkını da kullanamaz. Bu durumda çocuk, hukuken velayet altında değildir. 2. **Babanın Durumu:** Eğer baba çocuğu tanımışsa, babalık ile çocuk arasında soybağı kurulmuş olur. Ancak tanıma işlemi, velayeti kendiliğinden babaya geçirmez. 3. **Görevli Mahkeme ve Süreç:** Çocuğun velisiz kalması, normalde kendisine bir vasi atanmasını (vesayet) gerektirir ve bu görev Sulh Hukuk Mahkemesi'ne aittir. Ancak, çocuğu tanıyan bir baba vardır ve TMK m. 337/2, 'Ana küçük... ise hakim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya velayeti babaya verir' hükmünü amirdir. Yani, mahkemenin öncelikle velayetin babaya verilip verilemeyeceğini değerlendirmesi gerekir. Velayetle ilgili tüm davalar ise Aile Mahkemesi'nin görev alanındadır. Bu nedenle, Yargıtay'ın da belirttiği gibi, uyuşmazlığı çözme görevi öncelikle **Aile Mahkemesi'ne** aittir. Aile Mahkemesi, babanın velayeti alıp alamayacağını, çocuğun menfaatine en uygun çözümün ne olduğunu (babanın durumu, çocuğa bakma imkanı vb.) araştıracaktır. - Eğer Aile Mahkemesi, velayetin babaya verilmesinin çocuğun menfaatine olduğuna karar verirse, velayeti babaya verir ve vesayet süreci başlamadan sona erer. - Eğer Aile Mahkemesi, babanın velayet görevini yerine getirmesinde sakınca görürse (velayeti babaya vermezse), bu durumda çocuğun vesayet altına alınması gerektiği yönünde **Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ihbarda bulunur** ve vasi atama işlemini Sulh Hukuk Mahkemesi yapar. Kısacası, öncelik velayet konusunun Aile Mahkemesi'nde çözülmesindedir; vesayet, ikincil bir çözüm yoludur.