657 sayılı DMK m. 125/E-c'ye göre bir devlet memurunun 'siyasi partiye girmesi', doğrudan devlet memurluğundan çıkarma nedeni olarak sayılmıştır. Bu düzenlemenin, Anayasa'nın 33. maddesinde güvence altına alınan 'örgütlenme özgürlüğü' ve 68. maddesindeki 'siyasi partilere üye olma hakkı' ile ilişkisini, 'memurun tarafsızlığı' ilkesi çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138339

Bu düzenleme, Anayasa ile güvence altına alınan temel bir hak ile kamu hizmetinin gerektirdiği bir ilke arasındaki gerilimin tipik bir örneğidir. - **Anayasal Haklar:** Anayasa'nın 33. maddesi herkesin dernek kurma (örgütlenme) özgürlüğüne, 68. maddesi ise vatandaşların siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve ayrılma hakkına sahip olduğunu belirtir. Bu haklar, demokratik toplumun temelini oluşturur. - **Memurun Tarafsızlığı İlkesi:** Anayasa'nın 129. maddesi, memurların ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve kanunlara sadakatle bağlı kalarak görev yapacaklarını belirtir. Kamu hizmetinin temel ilkelerinden biri, hizmetin tüm vatandaşlara eşit, yansız ve siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin sunulmasıdır. Bu, memurun 'tarafsızlığı' ilkesidir. **Değerlendirme:** DMK m. 125/E-c'deki 'siyasi partiye girme' yasağı, Anayasa'daki temel haklara bir sınırlama getirmektedir. Anayasa'nın 13. maddesine göre temel hak ve hürriyetlere getirilecek sınırlamaların, hakkın özüne dokunmaması, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerekir. Devlet memurlarının siyasi partilere üye olmasının yasaklanması, 'memurun tarafsızlığı' ilkesini korumaya yönelik meşru bir amaca hizmet eder. Bir memurun siyasi bir partinin üyesi olması, görevini yerine getirirken o partinin siyasi görüşleri doğrultusunda hareket edeceği veya vatandaşlar arasında siyasi ayrımcılık yapacağı yönünde bir algı ve şüphe yaratabilir. Bu durum, kamu hizmetine ve devlete olan güveni sarsabilir. Bu nedenle, kamu hizmetinin tarafsızlığını sağlama amacı, memurlar için siyasi faaliyette bulunma hakkına belirli bir sınırlama getirilmesini haklı kılmaktadır. Bu yasak, 'demokratik toplumda gerekli' ve 'ölçülü' bir sınırlama olarak kabul edilmektedir. Nitekim Anayasa'nın 68. maddesinin son fıkrası da 'hâkimler ve savcılar, Sayıştay dâhil yüksek yargı organları mensupları, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri... siyasi partilere üye olamazlar' diyerek bu yasağın anayasal dayanağını oluşturmaktadır.