Boşanma davasında velayet düzenlemesi yapılırken, 'idrak çağındaki' ortak çocukların baba yanında kalmasının bedeni, fikri ve ahlaki gelişimlerine engel olacağına dair bir delil bulunmaması, velayetin babaya verilmesi yönünde nasıl bir etki yaratır? (Y2.HD 2022/11265 E., 2023/2358 K.)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138331

Bu durum, velayetin babaya verilmesi yönünde güçlü bir karine ve önemli bir gerekçe oluşturur. Velayet düzenlemesinde temel ilke 'çocuğun üstün yararı'dır. İdrak çağındaki bir çocuğun kendi tercihini belirtebilmesi bu yararın önemli bir parçasıdır. Yargıtay'ın ilgili kararında da vurgulandığı gibi, değerlendirme şu şekilde yapılır: 1. **Çocuğun Beyanı:** Öncelikle, idrak çağındaki çocukların velayetlerinin babaya verilmesini istedikleri sosyal inceleme raporuyla tespit edilmiştir. Bu, mahkemenin dikkate alması gereken en önemli verilerden biridir. 2. **Uzman Raporu:** Sosyal inceleme raporunda, uzmanların da velayetin babaya verilmesinin çocukların yararına uygun olacağı yönünde görüş bildirmesi, bu tercihin objektif ve çocuğun menfaatine uygun olduğunu destekler. 3. **Aksine Delil Bulunmaması:** En kritik nokta budur. Çocuğun tercihi ve uzman görüşü baba lehineyken, babanın yanında kalmalarının çocukların 'bedeni, fikri, ahlaki gelişimlerine engel olacağı' yönünde dosyada hiçbir somut delil (şiddet, ihmal, kötü alışkanlık, sağlıksız ortam vb.) bulunmamaktadır. Bu üç unsur bir araya geldiğinde, mahkemenin çocuğun açık beyanının ve uzman görüşünün aksine, velayeti anneye vermesi için haklı bir gerekçe kalmamaktadır. Çocuğun beyanının aksine karar verilebilmesi için, o beyanın çocuğun üstün yararı ile çeliştiğini gösteren ciddi ve somut delillerin olması gerekir. Böyle delillerin yokluğunda, çocuğun iradesine ve uzman görüşüne üstünlük tanınarak velayetin babaya verilmesi, hukuka ve 'çocuğun üstün yararı' ilkesine en uygun çözüm olacaktır.