17 yaşındaki bir mağdurenin, sanığın evine kendi rızasıyla gidip orada birkaç saat kaldıktan sonra yine kendi rızasıyla evine geri dönmesi ve bu sırada sanıkla rızai cinsel ilişkiye girmesi eylemi, Yargıtay tarafından neden TCK m. 234/3 (çocuğun kaçırılması ve alıkonulması) kapsamında değerlendirilmemiştir? (Yargıtay 14. CD - Karar: 2014/3911)
Yargıtay'ın bu kararda eylemi TCK m. 234/3 kapsamında değerlendirmemesinin temel nedeni, suçun kurucu unsurlarından olan **'evi terk etme'** olgusunun gerçekleşmemiş olmasıdır. TCK m. 234/3'teki suç, 'Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında **evi terk eden** çocuğu... yanında tutan kişi...' şeklinde tanımlanmıştır. Bu suçun oluşabilmesi için, çocuğun ailesinin yanından ayrılma ve bir daha geri dönmeme veya belirsiz bir süre için ayrılma kastıyla hareket etmiş olması, yani bir 'terk' iradesinin bulunması gerekir. Somut olayda ise mağdure, sanıkla buluşmak amacıyla evden geçici olarak ayrılmış, birkaç saat birlikte vakit geçirdikten sonra tekrar kendi evine dönmüştür. Burada kalıcı veya belirsiz süreli bir ayrılma, yani 'evi terk etme' eylemi söz konusu değildir. Mağdurenin eylemi, ailesinden habersizce dışarıda vakit geçirmekten ibarettir. Suçun ön şartı olan 'evi terk etme' unsuru gerçekleşmediği için, sanığın eylemi TCK m. 234/3'teki suçu oluşturmamıştır. Sanığın eylemi, diğer şartları (şikayet vb.) varsa, TCK m. 104'te düzenlenen 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçunu oluşturabilir; ancak aile düzenine karşı işlenen TCK m. 234/3'teki suçun unsurları mevcut değildir.