4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 342/2'de yer alan 'İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler' hükmünün, velayet hakkının kullanılması açısından pratik anlamı nedir? Bu karinenin çürütülmesi mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138317

Bu hüküm, velayet hakkını birlikte kullanan evli ana-babanın, çocukla ilgili yaptıkları işlemlerde üçüncü kişilerle olan ilişkilerini düzenleyen ve işlem güvenliğini sağlayan önemli bir karinedir. Pratik anlamı şudur: Çocuğun günlük hayatıyla ilgili işlemlerde (okula kayıt, doktora götürme, bir kursa yazdırma vb.), üçüncü bir kişi (okul müdürü, doktor, kurs yöneticisi vb.), eşlerden sadece birisiyle muhatap olduğunda, o eşin bu işlemi diğer eşin de rızası ve onayıyla yaptığını varsayabilir. Yani, üçüncü kişinin her işlem için her iki ebeveynin de imzasını veya açık rızasını arama zorunluluğu yoktur. Bu, hayatın olağan akışını kolaylaştıran, **iyi niyetli üçüncü kişileri koruyan bir adi karinedir**. Bu karinenin çürütülmesi mümkündür. Eğer diğer eş, belirli bir işlemin yapılmasına rızası olmadığını veya velayet hakkının kullanımı konusunda eşler arasında bir uyuşmazlık olduğunu ve bu durumun üçüncü kişi tarafından bilindiğini veya bilinmesi gerektiğini ispat ederse, bu karine çürütülmüş olur. Örneğin, baba okula giderek çocuğunun kaydının alınmasına itiraz ettiğini yazılı olarak bildirmişse, okul yönetimi artık annenin tek başına yapacağı kayıt işleminde babanın rızasının olduğunu varsayamaz. Bu durumda, üçüncü kişi artık iyi niyetli kabul edilmez ve yaptığı işlemin hukuki sonuçlarından sorumlu olabilir.