Bir ceza davasında sanık, meşruhatlı davetiyeye rağmen duruşmaya gelmezse veya davetiye tebliğ edilemezse, iddianamede gösterilen suçtan daha az ceza verilmesini gerektiren bir hukuki niteleme değişikliği yapılması durumunda, CMK m. 226 uyarınca ek savunma hakkı yine de tanınmalı mıdır?
Evet, tanınmalıdır. Metinde de vurgulandığı gibi, 5271 sayılı CMK'da bu konuda bir istisna bulunmamaktadır. 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 258. maddesinin son fıkrası, iddianamedeki suçtan daha az ceza verilmesini gerektiren hallerde, sanık duruşmaya gelmezse ek savunma hakkı verilmesi kuralının uygulanmayacağına dair bir istisna içeriyordu. Ancak, 5271 sayılı CMK m. 226 düzenlenirken bu istisnaya yer verilmemiştir. Bu bilinçli bir tercihtir ve yeni usul kanununun savunma hakkını daha da güçlendirme yönündeki yaklaşımının bir sonucudur. Dolayısıyla, mevcut hukuk sistemimizde, suçun niteliğindeki değişiklik sanığın lehine olsa ve sanık duruşmada hazır bulunmasa dahi, mahkemenin bu yeni nitelemeye göre hüküm kurabilmesi için sanığa veya müdafiine mutlaka ek savunma hakkı tanıması gerekir. Bu hak tanınmadan (örneğin, müdafiine ek savunma için süre verilmeden veya sanığa yeniden meşruhatlı davetiye çıkarılmadan) hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelir ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 21.06.2011 tarihli kararında da belirtildiği gibi, CMK m. 289/1-h uyarınca 'yasaya kesin aykırılık' hallerinden birini oluşturarak mutlak bir bozma nedenidir.