08.03.1950 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre, haksız işgalde bulunan kötü niyetli kişinin ecrimisil ödeme yükümlülüğünün sınırları nelerdir? Malikin bir zarara uğramamış olması durumunda ecrimisil talep edilebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138304

08.03.1950 tarihli ve 1949/22 E., 1950/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK), ecrimisil kurumunun temelini oluşturan önemli bir karardır. Bu karara göre, haksız olarak başkasının taşınmazını kullanan kötü niyetli kişinin ecrimisil yükümlülüğü iki temel unsurdan oluşur: 1. **Doğan Zararların Tazmini:** Kötü niyetli zilyet, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmasından dolayı hak sahibine verdiği tüm zararları tazmin etmekle yükümlüdür. Bu, fiili zararları (taşınmaza verilen hasar vb.) kapsar. 2. **Semerelerin (Ürünlerin) İadesi:** Kötü niyetli zilyet, haksız kullanımı süresince elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği (kaçırılmış fırsatlar) tüm semereleri (ürünleri/gelirleri) de tazmin etmekle yükümlüdür. Bu, en azından taşınmazın getirebileceği kira geliri olarak kabul edilir. İBK'nın en tartışmalı ve önemli tespiti, **'Ancak bir zarara uğramamış olan malike ya da zilyede, ecrimisil adı ile veya başka bir ad altında herhangi bir tazminat vermesi gerekmez'** hükmüdür. Bu hükme göre, malikin ecrimisil talep edebilmesi için haksız işgalden dolayı bir zarara uğramış olması şarttır. Eğer malik, o taşınmazı zaten kullanma niyetinde değil idiyse ve haksız işgalden dolayı somut bir gelir kaybı veya zararı olmamışsa, bu İBK'ya göre teorik olarak ecrimisil talep edemez. Ancak, modern Yargıtay uygulaması bu kuralı yumuşatmıştır. Yargıtay, bir malın mülkiyet hakkının sahibine sağladığı 'kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma' yetkilerinden, haksız işgal nedeniyle 'yararlanma' unsurundan mahrum kalınmasını **başlı başına bir zarar** olarak kabul etmektedir. Yani, malikin o yeri fiilen kullanma niyeti olmasa bile, haksız işgal nedeniyle o yerden potansiyel olarak elde edebileceği gelirden (en az kira geliri) mahrum kalması, zararının varlığı için yeterli görülmektedir. Dolayısıyla, günümüz uygulamasında, haksız işgalin varlığı halinde malikin zararının da var olduğu karine olarak kabul edilmekte ve ecrimisil talep edilebilmektedir.