Yargıtay uygulamasında, idrak çağında olan çocukların velayet konusundaki beyanlarının hukuki değeri nedir? Hakimin, çocuğun beyanının aksine karar vermesi mümkün müdür?
Yargıtay uygulamasında ve uluslararası sözleşmeler (BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m. 12) uyarınca, idrak çağında olan (genellikle 8 yaş ve üzeri kabul edilen) çocukların kendilerini doğrudan ilgilendiren velayet konusunda görüşlerinin alınması ve bu görüşlere gereken önemin verilmesi, 'çocuğun üstün yararı' ilkesinin bir gereğidir. Çocuğun beyanı, mahkemenin karar verirken dikkate alacağı önemli bir delildir. Metinde atıf yapılan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2010 tarihli kararında da, idrak çağındaki çocukların beyanları alınmadan ve alıştıkları ortamdan uzaklaştırılacakları düşünülmeden velayetin anneden alınması bozma sebebi sayılmıştır. Ancak çocuğun beyanı, hakimi mutlak surette bağlayıcı değildir. Hakimin, çocuğun beyanının aksine karar vermesi mümkündür. Bu durum, yine 'çocuğun üstün yararı' ilkesiyle açıklanır. Hakim, aşağıdaki durumlarda çocuğun beyanının aksine karar verebilir: - Çocuğun beyanının, diğer ebeveyn tarafından yönlendirme, baskı veya maddi vaatlerle etki altına alınarak verildiğine dair güçlü bir kanaat oluşmuşsa. - Çocuğun yanında kalmak istediği ebeveynin, çocuğun bedensel, zihinsel veya ahlaki gelişimi için ciddi bir risk oluşturduğuna (şiddet, ihmal, kötü alışkanlıklar vb.) dair somut deliller varsa. - Çocuğun tercihinin, anlık duygusal tepkilere dayandığı veya uzun vadeli çıkarlarıyla çeliştiği uzman raporlarıyla tespit edilmişse. Bu gibi durumlarda hakim, çocuğun beyanına neden itibar etmediğini kararının gerekçesinde açıkça ve somut gerekçelerle açıklamak zorundadır.