Manevi tazminat isteminin hukuki niteliğini ve devredilebilirlik koşullarını TMK m. 25/4 çerçevesinde açıklayınız. Mirasbırakan tarafından ileri sürülmemiş bir manevi tazminat talebi mirasçılara geçer mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138298

Manevi tazminat istemi, kişilik hakkı ihlalinden doğan ve kişinin duyduğu elem, acı ve ızdırabı gidermeyi amaçlayan, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir alacak hakkıdır. Bu hakkın temel özelliği, malvarlığına ilişkin olmaması ve kişinin manevi varlığıyla doğrudan ilgili olmasıdır. Bu şahsa bağlı niteliği nedeniyle, manevi tazminat isteminin devredilebilirliği ve mirasçılara geçişi kural olarak mümkün değildir ve sıkı şartlara bağlanmıştır. TMK m. 25/4 bu durumu açıkça düzenler: 1. **Devredilebilirlik Koşulu:** Manevi tazminat istemi, ancak **karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça** üçüncü bir kişiye devredilemez. Yani, kişilik hakkını ihlal eden taraf (davalı), bu tazminatı ödeyeceğini kabul etmişse, bu kabulle birlikte alacak şahsi niteliğini yitirir ve malvarlığına ilişkin bir alacağa dönüşür. Ancak bu andan sonra devredilebilir. 2. **Mirasçılara Geçme (İntikal) Koşulu:** Manevi tazminat istemi, **mirasbırakan tarafından (sağlığında) ileri sürülmüş olmadıkça** mirasçılara geçmez. Yani, kişilik hakkı ihlal edilen kişi, ölmeden önce bu hakkını bir dava yoluyla veya bir ihtarname ile talep etmiş olmalıdır. Eğer kişi, bu hakkını hiç kullanmadan vefat ederse, mirasçıların onun yerine bu davayı açma hakkı yoktur. Çünkü bu hak, mirasbırakanın şahsına bağlıdır ve onun talebiyle malvarlığına dahil bir beklentiye dönüşmemiştir. Bu düzenlemeler, manevi tazminatın kişisel ve manevi tatmin amacını vurgulamakta ve bir zenginleşme aracına dönüşmesini engellemeyi hedeflemektedir.