Bir ceza davasında, sanık hakkındaki iddianın tek delili, duruşmada dinlenemeyen ve sanığın sorgulama imkanı bulamadığı bir tanığın soruşturma aşamasında verdiği ifadeden ibaretse, bu ifadeye dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulabilir mi? Anayasa Mahkemesi'nin Atilla Oğuz Boyalı kararını ve AİHS m. 6/3-d'yi referans alarak değerlendiriniz.
Hayır, bu ifadeye dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu durum, sanığın adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'tanıkla yüzleşme' ve 'tanığı sorgulama' hakkının (çelişmeli yargılama ilkesi) ağır bir ihlalini oluşturur. AİHS m. 6/3-d, sanığa 'aleyhindeki tanıklara soru sordurma veya sordurtma' hakkı tanır. Anayasa Mahkemesi'nin **Atilla Oğuz Boyalı (B. No: 2013/99)** kararının 46. paragrafında bu ilke açıkça ifade edilmiştir: '...olayın tek tanığı varsa ve sadece bu tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise, bu tanık duruşmada dinlenmeli ve sanık tarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın sanığın sorgulamadığı bir dönemde alınan önceki ifadesine dayanılarak mahkumiyet kararı verilemez.' Bu yaklaşımın temel nedenleri şunlardır: 1. **Doğrudanlık (Vasıtasızlık) İlkesi:** Hakim, kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırmalıdır. Tanığın bizzat dinlenmesi, hakimin tanığın beyanlarının güvenilirliği hakkında kişisel bir izlenim edinmesini sağlar. 2. **Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği:** Savunma makamı, aleyhindeki en önemli delili (tanık ifadesini) test etme, tanığın güvenilirliğini, tutarlılığını ve olayı algılayışını sorgulama imkanından mahrum bırakılamaz. 3. **Belirleyici Delil:** Eğer tanık ifadesi, mahkumiyet için 'tek' veya 'belirleyici' delil ise, bu tanığın savunma tarafından sorgulanması mutlak bir zorunluluk haline gelir. (Bkz. İHAM, Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık kararı). Savunmanın sorgulayamadığı bir tanığın ifadesi, ancak başka güçlü ve bağımsız delillerle destekleniyorsa hükme esas alınabilir. Aksi takdirde, bu ifadeye dayalı bir mahkumiyet kararı, adil yargılanma hakkını ihlal eder.