'Önleme araması' ile 'adli arama' arasındaki temel farklar nelerdir? Bir suç şüphesi ortaya çıktıktan sonra, daha önceden alınmış bir önleme araması kararına dayanılarak arama yapılması neden hukuka aykırıdır?
Önleme araması ile adli arama, amaçları, koşulları ve hukuki rejimleri bakımından birbirinden tamamen farklı iki koruma tedbiridir: **Önleme Araması (PVSK m. 9):** - **Amacı:** Henüz işlenmemiş, muhtemel bir suçu veya tehlikeyi 'önlemektir'. İdari bir nitelik taşır. - **Koşulu:** Somut bir suç şüphesi yoktur; ancak milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık gibi konularda 'makul bir sebep' vardır. Genel ve soyut bir tehlikeye yöneliktir. - **Karar:** Mülki amirin (vali, kaymakam) yazılı emriyle veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amirinin emriyle yapılır. Hakim kararı da alınabilir. **Adli Arama (CMK m. 116-119):** - **Amacı:** İşlenmiş bir suçun delillerini elde etmek, faili veya suç eşyasını bulmaktır. Ceza muhakemesi niteliğinde bir koruma tedbiridir. - **Koşulu:** Belirli bir suçun işlendiğine dair 'makul şüphe'nin varlığı zorunludur. Somut bir suça yöneliktir. - **Karar:** Kural olarak hakim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının, savcıya ulaşılamayan hallerde ise kolluk amirinin yazılı emriyle yapılır. Bir suç şüphesi ortaya çıktıktan sonra önleme araması kararına dayanılarak arama yapılması hukuka aykırıdır çünkü; suç şüphesinin doğduğu andan itibaren ceza muhakemesi süreci (soruşturma) başlamıştır. Bu andan itibaren uygulanacak tüm tedbirlerin, sanık haklarını daha güçlü bir şekilde güvence altına alan CMK hükümlerine tabi olması gerekir. Önleme araması, idari bir tedbir olup, CMK'nın adli arama için aradığı daha katı şartları (hakim kararı, somut şüphe vb.) taşımaz. Dolayısıyla, suç şüphesi varken önleme araması kararıyla arama yapmak, kanunu dolanmak ve CMK'nın güvencelerini devre dışı bırakmak anlamına gelir. YCGK'nın 2014/512 K. sayılı kararında da bu durum, aramanın hukuka aykırılığının temel gerekçesi olarak kabul edilmiştir.