5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi uyarınca mahsup konusunda tereddüt oluştuğunda infaz savcısının rolü nedir? Mahkeme kararında mahsup işleminin hiç gösterilmemiş olması, bu hakkın kaybına neden olur mu?
Mahsup işlemi, kural olarak hükmü veren mahkeme tarafından kararda belirtilmelidir. Ancak mahkemenin bu hususu atlaması veya hatalı belirtmesi halinde, infaz aşamasında ortaya çıkacak tereddütlerin giderilmesi için 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi bir çözüm yolu sunar. Bu maddeye göre, mahsup gibi cezanın infazına ilişkin konularda bir tereddüt ortaya çıkarsa, hükmü veren mahkemeden bir karar alınması için infazı yürüten Cumhuriyet savcısı talepte bulunur. Yani infaz savcısı, kendiliğinden mahsup kararı veremez ancak bu konuda bir tereddüt veya eksiklik gördüğünde, durumu mahkemeye taşıyarak bir 'ek karar' veya 'kararın tavzihi (açıklanması)' niteliğinde bir karar alınmasını sağlar. Mahkeme kararı olmadan C. Savcısı re'sen mahsup yapamaz. Mahkeme kararında mahsup işleminin hiç gösterilmemiş olması, hükümlünün bu hakkını kaybetmesine neden olmaz. Mahsup, kanundan doğan (TCK m. 63) emredici bir haktır. Mahkemenin bunu kararda belirtmeyi unutması, sadece bir usuli eksikliktir. Bu eksiklik, infaz savcısının talebi veya hükümlünün başvurusu üzerine, hükmü veren mahkeme tarafından her zaman giderilebilir. Yargıtay da, mahsup işleminin kararda gösterilmemesini, infazda gözetilebileceği için tek başına bir bozma nedeni olarak görmemektedir.