Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 25.04.2017 tarihli, 2015/1167 E., 2017/247 K. sayılı kararında, sanığa TCK m. 87/1-c maddesinden ek savunma hakkı verilmiş olmasına rağmen, hükümde TCK m. 87/1-son maddesinin de uygulanması neden savunma hakkının ihlali olarak kabul edilmiştir? Bu karardan hareketle ek savunma hakkının kapsamını ve sınırlarını tartışınız.
Yargıtay'ın ilgili kararında bu durumun ihlal sayılmasının temel nedeni, verilen ek savunma hakkının, sonradan uygulanan tüm normları kapsamamasıdır. Sanığa TCK m. 87/1-c (yüzde sabit ize neden olma) maddesinden ek savunma hakkı verilmiştir. Bu madde, cezanın bir kat artırılmasını öngören bir nitelikli haldir. Ancak mahkeme hüküm kurarken, iddianamede talep edilmeyen ve hakkında ayrıca ek savunma hakkı verilmeyen TCK m. 87/1-son fıkrasını da (belirli bir miktardan az ceza verilemeyeceğine dair alt sınır getiren hüküm) uygulamıştır. Bu son fıkra, cezanın miktarını doğrudan etkileyen, sanık aleyhine sonuç doğurabilen, bağımsız bir hukuki sonuç içeren bir normdur. Dolayısıyla, sanığa sadece 87/1-c'den savunma hakkı tanımak, onun 87/1-son fıkrasının uygulanmasına karşı da kendini savunduğu anlamına gelmez. Ek savunma hakkı, sadece değişen suç vasfını değil, aynı zamanda cezanın artırılmasını veya ek yaptırımlar uygulanmasını gerektiren tüm yeni hukuki durumları kapsamalıdır. Sanık, aleyhine uygulanacak her bir hukuki normdan haberdar edilmeli ve bunlara karşı spesifik olarak savunma yapma imkanına sahip olmalıdır. Bu karar, ek savunma hakkının şeklen değil, fiilen ve tam olarak kullandırılması gerektiğini göstermektedir.