CMK m. 46/1-b'de sayılan sağlık mesleği mensuplarının (hekim, diş hekimi vb.) tanıklıktan çekinme hakkı ile CMK m. 46/1-a'da sayılan avukatların çekinme hakkı arasında, 'ilgilinin rızası' açısından ne gibi bir fark bulunmaktadır?
Bu iki meslek grubunun tanıklıktan çekinme hakkı arasında 'ilgilinin rızası'nın etkisi bakımından temel bir fark bulunmaktadır. Bu fark, CMK m. 46/2'de düzenlenmiştir. - **Sağlık Mesleği Mensupları (m. 46/1-b):** Hekimler, diş hekimleri, eczacılar vb. kişiler, bu sıfatları dolayısıyla hastaları ve yakınları hakkında öğrendikleri bilgilerle ilgili tanıklıktan çekinebilirler. Ancak, CMK m. 46/2 uyarınca, bu kişiler, 'ilgilinin (hastanın) rızasının varlığı halinde, tanıklıktan çekinemezler'. Yani, hasta, kendisine ait sırların açıklanmasına rıza gösterirse, hekimin tanıklık yapması zorunlu hale gelir. Burada çekinme hakkı, sır sahibi olan hastanın iradesine bağlıdır. - **Avukatlar (m. 46/1-a):** Avukatlar, bu sıfatları dolayısıyla öğrendikleri bilgilerle ilgili tanıklıktan çekinebilirler. CMK m. 46/2, "Yukarıdaki fıkranın (a) bendinde belirtilenler dışında kalan kişiler..." diyerek avukatları bu kuralın dışında tutmuştur. Avukatlık Kanunu m. 36 da bu durumu teyit eder. Buna göre, müvekkil tanıklık yapılmasına rıza gösterse bile, avukat yine de tanıklık yapmaktan çekinme hakkına sahiptir. Avukatın çekinme hakkı mutlak niteliktedir ve müvekkilin rızasına bağlı değildir. Bu durum, avukat-müvekkil arasındaki güven ilişkisine verilen özel önemin bir göstergesidir. Kısacası, hekimin çekinme hakkı 'nispi' ve hastanın rızasına bağlı iken, avukatın çekinme hakkı 'mutlak' ve kendi takdirine bağlıdır.