CMK m. 46'da düzenlenen 'meslek ve sürekli uğraşıları sebebiyle tanıklıktan çekinme hakkı'nın temel felsefesi nedir? Bu hakkın tanındığı meslek gruplarının ortak özelliğini ve bu hakkın 'maddi gerçeğe ulaşma' hedefiyle nasıl dengelendiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138264

CMK m. 46'da düzenlenen bu çekinme hakkının temel felsefesi, belirli mesleklerin icrası için zorunlu olan 'güven ilişkisi'ni korumaktır. Avukat, hekim, mali müşavir gibi meslek mensupları, hizmet verdikleri kişilerin en özel ve mahrem bilgilerine vakıf olurlar. Bu hizmetin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi, kişilerin bu meslek mensuplarına hiçbir çekince duymadan, tüm bilgileri dürüstçe açıklayabilmelerine bağlıdır. Eğer bu meslek mensuplarının, öğrendikleri sırları mahkemede ifşa etme zorunluluğu olsaydı, kimse onlara güvenip samimi bilgi vermez ve bu meslekler işlevini yitirirdi. Kanun koyucu, bu 'mesleki sır saklama yükümlülüğü'nü, 'tanıklıktan çekinme hakkı' ile güvence altına almıştır. Bu hakkın tanındığı meslek gruplarının ortak özelliği, mesleğin doğası gereği bir 'sırdaşlık' ilişkisi kurmalarıdır. Bu hak, ceza muhakemesinin 'maddi gerçeğe ulaşma' hedefiyle bir denge içinde ele alınmıştır. Kanun koyucu, 'orantılılık' ilkesi gereği bir tartım yapmış ve maddede sayılan hallerde, güven ilişkisinin korunmasından doğan toplumsal yararın, o özel durumda maddi gerçeğe ulaşma hedefinden daha ağır bastığını kabul etmiştir. Ancak bu hak mutlak değildir. Örneğin, CMK m. 46/2'ye göre, avukatlar dışındaki meslek grupları, sır sahibi olan 'ilgili'nin rızası varsa tanıklıktan çekinemezler. Bu denge, hem mesleki güveni korumayı hem de adaletin tecellisini sağlamayı amaçlar.