Bir ceza davasında mahkumiyet hükmünün 'belirleyici ölçüde' gizli tanık anlatımlarına dayandırılması ne anlama gelir? Anayasa Mahkemesi'nin Önder Sığırcıkoğlu (2) kararında bu durumun 'tanık sorgulama hakkı' ihlali olarak kabul edilmesinin nedenlerini açıklayınız.
Bir mahkumiyet hükmünün 'belirleyici ölçüde' gizli tanık anlatımlarına dayandırılması, o tanığın beyanları dosyadan çıkarıldığında, kalan delillerin sanığın mahkumiyetine karar vermek için yetersiz kalması anlamına gelir. Yani gizli tanık beyanı, mahkumiyetin adeta 'temel direği' niteliğindedir ve maddi vakıalar ile sanık arasındaki bağlantı esasen bu beyanla kurulmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin **Önder Sığırcıkoğlu (2) (B. No: 2014/13176)** kararında bu durumun 'tanık sorgulama hakkı' (Anayasa m. 36) ihlali olarak kabul edilmesinin temel nedenleri şunlardır: 1. **Etkin Sorgulama İmkanının Yokluğu:** Başvurucu ve müdafii, celse arasında ve kendilerine haber verilmeksizin dinlenen gizli tanığı, ses bağlantısı yoluyla dahi olsa sorgulayamamış, ona anlık sorular yöneltememiş ve beyanlarının güvenilirliğini test edememiştir. 2. **Savunma Güvencelerinin Yetersizliği:** Gizli tanık beyanlarının sonradan duruşmada okunması veya sanığa bu beyanlara karşı itiraz hakkı tanınması, doğrudan sorgulama hakkının sağladığı güvenceleri telafi etmeye yeterli görülmemiştir. Savunma, tanığın reaksiyonlarını gözlemleme ve çelişkili beyanlarını anında yüzüne vurma imkanından mahrum kalmıştır. 3. **Telafi Edici Faktörlerin Eksikliği:** Mahkumiyet, belirleyici ölçüde ve hatta yegane olarak, savunmanın etkin bir şekilde sorgulayamadığı bir tanığın beyanlarına dayandırılmıştır. Bu durumun yarattığı dezavantajı telafi edecek başka güçlü ve bağımsız delillerin (güçlü usuli güvenceler) dosyada bulunmaması, ihlalin temelini oluşturmuştur. AYM, bu nedenlerle, tanıkların menfaatleri ile sanığın adil yargılanma hakkı arasındaki dengenin sanık aleyhine bozulduğuna ve tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.