5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8. maddesi uyarınca, gizli tanık beyanının 'tek başına hükme esas teşkil edememesi' kuralı hangi durumlarda uygulanır? Bu kuralın ceza muhakemesindeki 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesiyle (CMK m. 217) ilişkisini tartışınız.
5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8. maddesindeki bu kural, tanık hakkında belirli koruma tedbirlerinin uygulandığı durumlarda geçerlidir. Madde, özellikle aynı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerine atıf yapar. Bu bentlerde düzenlenen tedbirler şunlardır: a) Kimlik ve adres bilgilerinin gizli tutulması. b) Duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olanlar (sanık, müdafi vb.) olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel bir ortamda dinlenmesi. Dolayısıyla, bir tanığın kimliği gizlenmişse ve/veya savunma makamının yokluğunda, sesi/görüntüsü değiştirilerek dinlenmişse, bu tanığın verdiği ifade, mahkumiyet için 'tek başına' yeterli bir delil olarak kabul edilemez. Mahkumiyet kararı verilebilmesi için, gizli tanığın beyanlarını destekleyen ve doğrulayan başka, bağımsız delillerin (somut olayla ilişkili tanık beyanı, belge, teknik takip verisi, ikrar vb.) dosyada bulunması zorunludur. (Yargıtay 16. CD, 2017/39 E., 2017/1157 K.) **Delillerin Serbestçe Değerlendirilmesi İlkesiyle İlişkisi:** CMK m. 217'de düzenlenen 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesi, hakimin delilleri vicdani kanaatine göre, mantık kuralları çerçevesinde serbestçe takdir etmesini ifade eder. Ancak bu serbestlik sınırsız değildir; en önemli sınırı 'hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerin' kullanılması ve kanundaki 'delil yasakları'dır. Tanık Koruma Kanunu m. 9/8, bu ilkeye getirilmiş özel bir sınırlama ve delil değerlendirme yasağıdır. Kanun koyucu, gizli tanık beyanının savunma tarafından etkin bir şekilde denetlenememesi nedeniyle ispat gücünü zayıf kabul etmiş ve tek başına bu zayıf delile dayanılarak bir kişinin mahkum edilmesinin yaratacağı adli hata riskini önlemek için hakimin takdir yetkisini sınırlamıştır. Yani hakim, gizli tanık beyanını çok inandırıcı bulsa bile, eğer bu beyan dosyada tek ve belirleyici delil ise, bu delile dayanarak mahkumiyet hükmü kuramaz. Bu, adil yargılanma hakkını korumaya yönelik özel bir kanuni düzenlemedir.