Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde (TCK m. 66), suçun kanunda yer alan cezasının alt sınırı mı yoksa üst sınırı mı dikkate alınır? Suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin bu belirlemedeki rolü nedir?
Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, TCK m. 66/4 uyarınca, suçun kanunda yer alan cezasının 'yukarı sınırı' (üst sınırı) göz önünde bulundurulur. Alt sınırın zamanaşımı süresinin belirlenmesinde bir etkisi yoktur. Örneğin, cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olan bir suçta, 5 yıllık üst sınır dikkate alınır ve TCK m. 66/1-e'ye göre zamanaşımı süresi 8 yıl olur. Suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin bu belirlemedeki rolü TCK m. 66/3'te özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde, 'dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur'. Bu demektir ki, iddianamede sadece suçun temel şekli belirtilmiş olsa bile, yargılama sırasında ortaya çıkan deliller suçun nitelikli halinin işlendiğini gösteriyorsa, zamanaşımı süresi bu nitelikli halin cezasının üst sınırına göre hesaplanmalıdır. Örneğin, hırsızlık suçunun (TCK m. 141) temel şeklinde cezanın üst sınırı 3 yıldır ve zamanaşımı 8 yıldır. Ancak yargılama sırasında eylemin gece vakti (TCK m. 143) işlendiği anlaşılırsa, bu nitelikli halin cezasının üst sınırı dikkate alınarak zamanaşımı yeniden hesaplanır. Bu düzenleme, suçun gerçek niteliğine göre adil bir zamanaşımı süresi uygulanmasını ve nitelikli hallerin zamanaşımı yoluyla cezasız kalmamasını sağlamayı amaçlar.