2016 yılında Yargıtay ve Danıştay üyelerinin büyük bir kısmının toplu olarak değiştirilmesinin, 2028 yılında görev sürelerinin dolmasıyla yaratacağı potansiyel kurumsal krizi ve bu krizin 'içtihat birliği' üzerindeki etkilerini analiz ediniz.
2016 yılında yapılan yasal düzenleme ile Yargıtay ve Danıştay'ın mevcut üye yapısının neredeyse tamamen değiştirilmesi ve yeni üyelerin toplu olarak atanması, kurumsal bir risk barındırmaktadır. Bu risk, metinde de vurgulandığı gibi, bu üyelerin 12 yıllık görev sürelerinin 2028 yılında aynı anda dolacak olmasıdır. Bu durumun yaratacağı potansiyel kriz ve etkileri şunlardır: 1. **Kurumsal Hafıza Kaybı:** 2028 yılında, yüksek mahkemelerdeki üyelerin büyük çoğunluğunun aynı anda görevden ayrılması, 12 yıllık birikime sahip tecrübeli kadronun bir anda sistem dışına çıkması anlamına gelir. Bu durum, mahkemelerin yerleşik teamüllerinin, işleyiş kültürünün ve kurumsal hafızasının yeni üyelere aktarılmasında ciddi bir kopukluğa yol açar. 2. **İçtihat İstikrarsızlığı:** Yüksek mahkemelerin en temel görevlerinden biri içtihat birliğini ve yeknesaklığı sağlamaktır. Üye yapısının aniden ve kitlesel olarak değişmesi, mevcut içtihatların sorgulanmasına, benzer davalarda farklı sonuçların ortaya çıkmasına ve hukuki öngörülebilirliğin azalmasına neden olabilir. Yeni gelen heyetlerin, önceki heyetlerin oluşturduğu içtihat çizgisini sürdürmemesi, hukuk sisteminde bir istikrarsızlık ve belirsizlik dönemi başlatabilir. 3. **Yargılama Sürelerinin Uzaması:** Yeni atanan üyelerin, Yargıtay ve Danıştay'ın işleyişine, dosya inceleme usullerine ve yerleşik teamüllerine adapte olmaları zaman alacaktır. Bu adaptasyon süreci, yargılamaların yavaşlamasına ve karar kalitesinin düşmesine yol açabilir. Özetle, üyelerin toplu olarak atanması ve görev sürelerinin aynı anda dolacak olması, yüksek yargıda periyodik olarak tecrübe kaybı, içtihat istikrarsızlığı ve işleyişte aksama gibi krizlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesi açısından ciddi bir risktir.