Yargıtay ve Danıştay üyeliğinin 12 yıl ile sınırlandırılmasının kaldırılıp, yerine yeniden seçilme imkanı getirilmesi önerisi, 'hakim bağımsızlığı' açısından mevcut durumdan daha mı avantajlıdır, yoksa daha mı sakıncalıdır? Gerekçeleriyle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138229

Yeniden seçilme imkanı getirilmesi, hakim bağımsızlığı açısından mevcut 12 yıllık sabit süre ve yeniden seçilmeme kuralından daha sakıncalı bir durum yaratır. Metindeki analiz de bu yöndedir. Sebepleri şunlardır: - **Yeniden Seçilme Baskısı:** Yeniden seçilebilme ihtimali olan bir yüksek yargı üyesi, görev süresi boyunca kendisini seçecek olan mekanizmaya (HSK, Cumhurbaşkanı, TBMM) şirin görünme veya onların beklentilerine uygun kararlar verme eğilimine girebilir. Bu durum, hakimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını en derinden zedeleyecek bir unsurdur. Kararlarını hukuka ve vicdanına göre değil, yeniden seçilme olasılığına göre şekillendirme riski ortaya çıkar. - **Toplumsal Algı:** Üyeler gerçekte bağımsız davransalar bile, yeniden seçilme ihtimali nedeniyle toplum nezdinde her zaman 'bağımlı' oldukları algısı oluşacaktır. Bu durum, yargıya olan güveni temelden sarsar ve adalet duygusunu zedeler. Mevcut 12 yıllık sabit süre ve yeniden seçilmeme kuralı, en azından görev süresi içinde yeniden seçilme baskısını ortadan kaldırır. Ancak bu sistemin de gelecek endişesi yaratma gibi sakıncaları vardır. Buna karşılık, yeniden seçilme imkanı, bağımsızlığa yönelik çok daha doğrudan ve güçlü bir tehdit oluşturur. Bu nedenle, hakim bağımsızlığını en üst düzeyde koruyan model, üyelerin zorunlu emeklilik yaşına kadar görevde kalmasıdır.