Yargıtay ve Danıştay üyeliği süresinin 12 yıl ile sınırlandırılması ve üyelerin yeniden seçilememesi kuralının, 'yargı bağımsızlığı' ve 'hakim teminatı' ilkeleri açısından doğurabileceği potansiyel sakıncalar nelerdir? Mukayeseli hukuktaki uygulamalarla karşılaştırarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138228

2016 yılında yapılan değişiklikle Yargıtay ve Danıştay üyeliğinin 12 yılla sınırlandırılması, yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı açısından şu potansiyel sakıncaları taşımaktadır: 1. **Gelecek Endişesi ve Bağımsızlık:** Görev süresi sonunda yeniden derece mahkemelerine atanacağını veya emekli olmak zorunda kalacağını bilen bir yüksek mahkeme üyesi, görev süresi boyunca tamamen bağımsız ve tarafsız karar verme konusunda baskı hissedebilir. Özellikle yeniden seçilme ihtimali olmasa bile, görev süresi bitimindeki statüsü ve atanacağı yerin Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından belirlenecek olması, üyeler üzerinde bir 'gelecek endişesi' yaratarak bağımsızlıklarını zedeleyebilir. Buna 'iç bağımsızlık' sorunu denir. 2. **Tecrübe Kaybı ve İçtihat İstikrarı:** Yüksek mahkeme üyeliği, ciddi bir birikim ve tecrübe gerektirir. Üyelerin, tecrübelerinin zirvesindeyken 12 yıl sonunda sistemden ayrılması, yargıdaki kurumsal hafızanın ve tecrübenin kaybına yol açar. Sık değişen üye yapısı, içtihatlarda istikrarsızlığa, benzer olaylarda farklı kararlar çıkmasına ve dolayısıyla 'hukuki belirlilik' ve 'öngörülebilirlik' ilkelerinin zedelenmesine neden olabilir. 3. **Siyasallaşma Algısı:** Üyeliklerin sürekli yenilenmesi ve toplu değişimler, yüksek yargının siyasi gündemin bir parçası haline gelmesi riskini taşır. Bu durum, toplum nezdinde yüksek mahkemelerin bağımsızlığına olan güveni sarsabilir. **Mukayeseli Hukuk:** Metinde de belirtildiği gibi, ABD, Birleşik Krallık, Almanya gibi pek çok gelişmiş hukuk sisteminde, yargı bağımsızlığını güçlendirmek amacıyla yüksek mahkeme üyeleri ya ömür boyu ya da zorunlu emeklilik yaşına (örn: 70-75) kadar görev yaparlar. Bu sistem, üyeleri dış etkilerden ve gelecek kaygısından koruyarak tam bir bağımsızlık içinde karar vermelerini sağlamayı hedefler. 12 yıllık süre sınırı bu evrensel eğilimle çelişmektedir.