Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerden olan 'memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' (DMK m. 125/E-g) ifadesinin hukuki belirlilik ilkesi açısından değerlendirmesini yapınız. Danıştay'ın bu tür soyut kavramları yorumlarken hangi kriterleri gözettiğini tartışınız.
DMK m. 125/E-g'de yer alan 'yüz kızartıcı ve utanç verici hareket' ifadesi, genel ve soyut bir kavram olup, 'hukuki belirlilik' ve 'suçta ve cezada kanunilik' ilkeleri açısından eleştirilere açıktır. Belirlilik ilkesi, bireylerin hangi eylemlerin hukuki sonuç doğuracağını önceden bilebilmelerini gerektirir. Bu tür soyut ifadeler, idareye geniş bir takdir alanı tanıyarak keyfi uygulamalara yol açma riski taşır. Danıştay, bu tür soyut kavramları yorumlarken daraltıcı ve somutlaştırıcı bir yaklaşım benimsemektedir. Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir hareketin bu kapsamda değerlendirilebilmesi için; 1. **Toplumsal Değer Yargıları:** Fiilin, genel olarak toplumun ahlak anlayışına, edep ve haya duygularına ağır bir şekilde aykırı olması gerekir. 2. **Memuriyet Sıfatı ile Bağlantı:** Hareketin, sadece kişisel bir kusur olmanın ötesinde, memuriyetin saygınlığını ve itibarını sarsacak nitelikte olması, yani 'memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak' bir ağırlıkta olması gerekir. Hizmet dışında işlenmiş olsa bile, fiilin memuriyet görevine olumsuz yansıması aranır. 3. **Objektif Değerlendirme:** Değerlendirmenin, idarenin sübjektif kanılarına göre değil, objektif, somut delillere ve genel kabul görmüş ahlaki ölçütlere göre yapılması gerekir. Danıştay, bu kriterlerle idarenin takdir yetkisini denetleyerek, kavramın keyfi yorumlanmasının önüne geçmeye çalışmaktadır.