15 yaşından küçük bir çocuğun kendi rızasıyla evden kaçarak bir yabancının evine gitmesi ve orada cinsel ilişkiye girmesi durumunda, failin eylemi TCK m. 109 (kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) açısından neden suç oluşturur? Çocuğun rızasının hukuki geçersizliğinin bu suçun unsurlarına etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138173

Bu durumda failin eylemi, TCK m. 109'un nitelikli hali olan TCK m. 109/3-f ('Çocuğa... karşı işlenmesi') nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Bunun temel nedeni, 15 yaşından küçük bir çocuğun, hukuki anlamda geçerli bir 'rıza' beyanında bulunma yeteneğine sahip olmadığının kabul edilmesidir. Suçun unsurları açısından bu durumun etkisi şöyledir: TCK m. 109'daki suçun temel unsuru, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakmaktır. Mağdurun geçerli bir rızası, eylemi hukuka uygun hale getirir. Ancak, 15 yaşını tamamlamamış çocukların, kendi bedensel ve cinsel bütünlükleri ile hareket özgürlükleri üzerinde tasarrufta bulunacak olgunluğa ve idrak yeteneğine sahip olmadıkları, bu nedenle verdikleri rızanın hukuken geçersiz olduğu kabul edilir. Metindeki Yargıtay kararlarında (örn: Karar: 2015/11438) da bu ilke vurgulanmıştır. Çocuğun rızası geçersiz sayıldığı için, failin çocuğu yanında tutması veya bir yere götürmesi, hukuka aykırı bir 'alıkoyma' ve 'hürriyeti kısıtlama' olarak kabul edilir. Eylem, çocuğa karşı işlendiği için de suçun nitelikli hali oluşur. Kısacası, rızanın hukuken yok hükmünde olması, failin eyleminin hukuka aykırılık unsurunu doğrudan oluşturur (URL: https://barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocugun-kacirilmasi-ve-alikonulmasi-sucu-cezasi-nedir.html).