Bilişim yoluyla dolandırıcılık suçunda kullanılan bir banka hesabının sahibi olan üçüncü kişi, bu hesabı faile 'suç işlenmesi dışında başka bir sebeple' verdiğini iddia ederse, ceza yargılamasında ispat yükü nasıl dağılır?
Ceza yargılamasının temel ilkesi 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) olduğu için, sanığın suçluluğunu ispat etme yükümlülüğü iddia makamına (Cumhuriyet savcısı) aittir. Sanığın masum olduğunu ispatlama gibi bir yükümlülüğü yoktur. Bu bağlamda, banka hesabı sahibi olan üçüncü kişi (sanık), hesabını faile suç işlenmesi dışında başka bir sebeple (örneğin, borç ilişkisi, ticari alacak, yardım etme, hatır vb.) verdiğini ve dolandırıcılık suçuna iştirak kastı olmadığını savunduğunda, bu savunmanın aksini, yani sanığın suça iştirak kastıyla (bilerek ve isteyerek) hareket ettiğini ispatlama yükü iddia makamındadır. Savcılık, sanığın bu savunmasını çürütecek somut deliller (örneğin, sanığın suçtan pay aldığına dair dekontlar, faille yaptığı ve iştirak iradesini gösteren telefon görüşmeleri, tanık beyanları vb.) sunamazsa, sanığın savunmasına itibar edilmesi ve iştirak kastı şüphede kaldığı için beraatine karar verilmesi gerekir. Metinde de 'iddia eden taraf bu iddiasını, yani kimlik bilgilerini kullandıranın dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğini ispatlayacaktır' denilerek bu ilke vurgulanmıştır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/bilisim-sistemleri-üzerinden-gerceklestirilen-dolandiricilik-suclarinda-bilgileri-kullanilan-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu).