Ceza muhakemesinde ispatın, 'hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde' olması ilkesi, bilişim dolandırıcılığı suçunda hesabı kullanılan üçüncü kişinin durumu açısından nasıl bir sonuç doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138141

Bu ilke, ceza hukukunun temelini oluşturan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin bir yansımasıdır. Bilişim dolandırıcılığında hesabı kullanılan üçüncü kişinin durumu açısından bu ilke şu sonucu doğurur: Üçüncü kişinin mahkum edilebilmesi için, onun bu suça 'iştirak ettiğine' (müşterek fail veya yardım eden olarak katıldığına) dair iddianın, her türlü makul şüphenin ötesinde, kesin ve somut delillerle kanıtlanması gerekir. Metinde belirtildiği gibi, 'kimlik bilgilerini kullandıran yönünden, iddiaya konu dolandırıcılık suçuna katıldığına dair iddianın somut delillerle kanıtlanması gerekir. Bu iddia kanıtlanamazsa, kimlik bilgilerini kullandıran bakımından dolandırıcılık suçunun sübut ettiği söylenemez.' Sadece kişinin banka hesabının suçta kullanılmış olması, onun suça katıldığına dair bir karine oluşturmaz. Savcılık, bu kişinin suça katıldığını, örneğin komisyon aldığına dair bir para transferi, suçu işleyen faille yaptığı ve iştirak iradesini gösteren bir telefon görüşmesi veya mesajlaşma gibi somut delillerle ispatlayamazsa, oluşan şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve kişi hakkında beraat kararı verilmelidir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/bilisim-sistemleri-üzerinden-gerceklestirilen-dolandiricilik-suclarinda-bilgileri-kullanilan-ucuncu-kisilerin-ceza-sorumlulugu).