CMK m. 226 uyarınca sanığa tanınan ek savunma hakkı, sadece mahkemenin suçun hukuki niteliğini değiştirmesi halinde mi uygulanır, yoksa Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının iddianameden farklı bir nitelendirme içermesi durumunda da uygulanmalı mıdır?
CMK m. 226'nın lafzı, 'iddianamede kanuni unsurları gösterilen suçun değindiği kanun hükmünden başkasıyla mahkum edilemez' şeklinde olup, doğrudan mahkemenin nihai hükmüne odaklanmıştır. Ancak, adil yargılanma hakkı, savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkeleri gereğince, bu hakkın daha geniş yorumlanması gerekir. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaası, iddia makamının yargılamanın sonunda ulaştığı nihai tezi ve talebidir. Eğer savcı, mütalaasında iddianameden farklı bir hukuki nitelendirme yaparak sanığın bu yeni nitelendirmeye göre cezalandırılmasını isterse, bu durum sanık için 'yeni bir suçlama' niteliği taşır. Sanığın, yargılamanın son ve en kritik aşamasında, iddia makamının bu yeni tezine karşı özel olarak savunma yapma hakkı olmalıdır. Metinde de, 'Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaası daha hafif bir ceza yönünde olsa bile, savunma hakkının etkin kullanılabilmesi bakımından mutlaka ek savunma hakkının verilmesi gerektiği' savunulmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/261 E. sayılı kararında da savcının beraat talep etmesine rağmen, mahkemenin lehe de olsa farklı bir maddeden ceza vermeden önce ek savunma alması gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, mütalaadaki değişikliğin de ek savunmayı gerektirdiğini göstermektedir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/sucun-niteligi-sanik-lehine-degistiginde-ek-savunma-hakki-verilmeli-mi).