Gizli tanığın kimliğinin gizlenmesi için, soruşturma veya kovuşturma makamlarının bir gerekçe göstermesi zorunlu mudur? Bu zorunluluğun hukuki dayanağı nedir?
Evet, zorunludur. Metinde, 'Gizli tanığın kimliğinin gizlenmesi için; kovuşturma aşamasında mahkemece ve soruşturma aşamasında Savcılık makamınca, bu tanığın kimliğinin gizlenmesi konusunda “makul gerekçe” veya “haklı sebep” ortaya koyulması gerekir.' denilmektedir. Bu zorunluluğun hukuki dayanağı, hem 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun ilgili hükümleri hem de Anayasa ve İHAS ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkıdır. Tanıkların kural olarak açık kimlikleriyle ve aleni bir şekilde dinlenmesi esastır. Gizli tanıklık, bu kuralın istisnasıdır ve bir temel hak olan savunma hakkını (özellikle tanığı sorgulama hakkını) kısıtlayan bir nitelik taşır. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasının ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak yapılabileceği ilkesi gereği, bu istisnai yola başvurulmasının nedenleri (örneğin, tanığın veya yakınlarının hayatının, beden bütünlüğünün ciddi ve somut bir tehlike altında olması) soruşturma veya kovuşturma makamı tarafından 'makul bir gerekçe' ile ortaya konulmalıdır. Gerekçesiz bir gizli tanıklık uygulaması, keyfiliğe yol açar ve adil yargılanma hakkını ihlal eder. Anayasa Mahkemesi'nin Serdar Batur kararı da 'tanığın kimliğinin neden gizlendiği hususunda bir gerekçeye yer verilmediği' hususunu bir hak ihlali unsuru olarak saymıştır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/Gizli-Tanığın-Dinlenmesi-Prosedürü-ve-Delil-Kuvveti).