Metinde, Yargıtay ve Danıştay üyeliğinde süre sınırının 'hakimlerin kaybedilmesi sonucuna yol açacağı' endişesi dile getirilmektedir. Bu argüman hangi varsayımlara dayanmaktadır?
Bu argüman, birkaç temel varsayıma dayanmaktadır: 1) Motivasyon Kaybı ve Gelecek Endişesi: Yüksek mahkeme üyelerinin, görev sürelerinin zirvesindeyken ve henüz emeklilik yaşları gelmemişken (örneğin 50-60 yaşlarında) görevden ayrılacaklarını bilmeleri, onlarda mesleki bir 'motivasyon kaybına' neden olabilir. Ayrıca, 12 yılın sonunda tekrar bir derece mahkemesine atanacak olmaları, bir 'tenzil-i rütbe' algısı yaratarak gelecek endişesine yol açar. 2) Emeklilik Tercihi: Görev süreleri dolan ve emeklilik hakkını kazanmış olan üyelerin, bir derece mahkemesinde göreve devam etmek yerine, önemli bir kısmının emekliliği tercih edeceği varsayılmaktadır. Bu durum, tecrübeli ve liyakatli hakimlerin, normal emeklilik yaşlarından çok daha önce yargı sisteminden tamamen ayrılmasına neden olur. 3) Nitelikli Hakim Kaybı: Sonuç olarak, bu iki faktörün birleşimiyle, mesleki olarak en verimli çağlarında olan, derin bir bilgi ve tecrübeye sahip bu hakimlerin sistem tarafından 'kaybedilmesi' sonucunun doğacağı öngörülmektedir. Bu da yargı sisteminin genel kalitesi ve etkinliği için bir kayıp olarak değerlendirilmektedir (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/yargitay-ve-danistay-uyeligi-sure-ile-sinirlendirilebilir-mi).