Bir manevi tazminat davasında, davacının talebiyle bağlı olan hakim, davacı para talep etmişken, takdir yetkisini kullanarak sadece 'kınama kararı' verebilir mi? Hukuk Genel Kurulu'nun 19.11.1997 tarihli kararı bu konuda ne belirtmektedir?
Hakim, davacının talebiyle bağlıdır (HMK m. 24) ve talep edilenden fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ancak BK m. 49/3 (TBK m. 58/2), hakime manevi zararın giderim biçimini belirlemede özel bir takdir yetkisi tanır. Bu yetkinin, taleple bağlılık ilkesiyle nasıl dengeleneceği tartışmalıdır. Metinde atıf yapılan Hukuk Genel Kurulu'nun 19.11.1997 tarihli ve 1997/4-35 E., 1997/976 K. sayılı kararında, her ne kadar kanun hakime takdir hakkı vermiş olsa da, somut olayın özelliği değerlendirildiğinde bu takdir hakkının olaya uygun kullanılmadığı ve davacının açıkça 'para' isteğine karşılık, mahkemenin sadece 'kınama kararı' vermesinin isabetli olmadığı vurgulanmıştır. Bu karar, davacının talebinin, hakimin takdir yetkisini kullanırken göz ardı edemeyeceği önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Metindeki diğer açıklamalarda da, 'Davacı, manevi zararının giderilmesini sağlayacak en iyi yöntemin para olduğunu düşündüğü için bu yönde talepte bulunmuşken, hâkimin artık takdir yetkisine dayanarak diğer tazmin şekillerine hükmetmesi isabetli olmayacaktır' denilmektedir. Dolayısıyla, hakim kural olarak davacının para talebini dikkate almalı, ancak istisnai olarak somut olayın özellikleri para dışı bir giderimin daha uygun olduğunu gösteriyorsa, bunu gerekçelendirerek karar verebilir (URL: https://www.zulkufarslan.av.tr/manevi-zararin-para-disinda-yolla-tazmini/).