Yabancı uyruklu ve Türkiye'de taşınmazı olan bir murisin, Lübnan vatandaşı olan mirasçıları için mirasçılık belgesi talep edildiğinde, mahkemenin hem taşınır hem de taşınmazlar yönünden davayı 'karşılıklılık yok' diyerek reddetmesi hukuka uygun mudur? Yargıtay 14. HD'nin 2020/2078 K. sayılı kararını esas alınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #138082

Hayır, hukuka uygun değildir. Anılan Yargıtay kararına göre mahkemenin bu şekilde karar vermesi iki yönden hatalıdır: 1) Taşınır ve Taşınmaz Ayrımı: MÖHUK uyarınca, Türkiye'deki taşınmazlar için Türk hukuku uygulanır ve bu konuda Tapu Kanunu'ndaki (m. 35) yabancıların mülk edinme koşulları (Bakanlar Kurulu'nca belirlenen ülke vatandaşı olma gibi) dikkate alınır. Ancak bu sınırlama, 'taşınır mallar ile para veya diğer haklar' için geçerli değildir. Taşınır mallar ve diğer haklar için murisin milli hukuku (örnekte Lübnan hukuku) uygulanır ve bu konuda karşılıklılık veya ülke sınırlaması aranmaz. Mahkemenin, taşınmazlar için getirilmiş bir kısıtlamayı taşınırlar için de uygulayarak davayı tümden reddetmesi hukuka aykırıdır. 2) Uygulanacak Hukuk: Mahkeme, taşınırlar yönünden davayı kabul etse dahi, mirasçıları ve paylarını Türk hukukuna göre belirleyemez. Taşınırlar için murisin milli hukukunun (Lübnan) miras ilkelerini araştırmalı ve mirasçılık belgesini o hukuka göre düzenlemelidir. Dolayısıyla, mahkemenin hem görevli hukuku yanlış belirlemesi hem de taşınır-taşınmaz ayrımı yapmadan davayı reddetmesi bozma nedeni sayılmıştır (URL: https://barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/mirascilik-belgesi-veraset-ilami-nedir.html).