Metinde, Yargıtay ve Danıştay üyeliği için süre sınırının, 'bilgi ve tecrübesinin zirvesine ulaşmış hakimlerden elde edilmesi gereken faydanın sağlanamamasına' yol açacağı savunulmaktadır. Bu argümanı 'kurumsal hafıza' ve 'içtihat kalitesi' kavramları üzerinden detaylandırınız.
Bu argüman, yüksek mahkemelerin sadece anlık uyuşmazlıkları çözen merciler değil, aynı zamanda hukukun gelişimine yön veren, 'kurumsal hafıza'ya sahip kurumlar olduğu varsayımına dayanır. Kurumsal hafıza, yıllar içinde biriken bilgi, tecrübe, yerleşik teamüller ve içtihatların nesilden nesile aktarılmasıyla oluşur. Kıdemli üyeler, bu hafızanın taşıyıcılarıdır. Üyeliğin 12 yıl gibi bir süreyle sınırlandırılması ve üyelerin toplu olarak görevden ayrılması, bu kurumsal hafızanın yeni üyelere aktarılmasında bir kopukluğa neden olabilir. Metinde belirtildiği gibi, 'nesilden nesile devam eden işleyiş ve teamüller... yeni üyelere aktarılamayacak' ve bu durum 'yargılamaların uzaması, içtihat kalitesinin düşmesi gibi sonuçlar doğurabilecektir'. Bilgi ve tecrübesinin zirvesindeki hakimlerin, karmaşık hukuki sorunlara daha derinlikli ve tutarlı çözümler getirmesi, dolayısıyla 'içtihat kalitesini' artırması beklenir. Süre sınırı nedeniyle bu tecrübeli hakimlerin sistemden erken ayrılması, hem kurumsal hafızanın zayıflamasına hem de içtihat kalitesinin düşmesine yol açarak yargı sisteminin genel etkinliğine zarar verme potansiyeli taşır (URL: https://sen.av.tr/tr/makale/yargitay-ve-danistay-uyeligi-sure-ile-sinirlendirilebilir-mi).